CAMUS FELSEFESİ
Camus’a göre ölümü seçmek, yaşamın bizi aştığını ya da onu anlamadığımızı
söylemektir. Eğer insan ölmeye yanaşmıyorsa, o halde yaşamı seçiyor demektir.
Bu da yaşama, göreli de olsa bir değer vermektir.
PAYLAŞ
Camus’un de içinde yer
aldığı varoluşçu gelenek aklın bu dünyayı kavrama noktasında yetersiz kaldığı
görüşündedir. Gerçekliğin bilinebilirliği konusunda şüpheci bir yaklaşımı
benimseyen Camus için, kendi deyimiyle, “yalnızca görünüşlerin dökümü
yapılabilir, yalnızca iklim duyurulabilir.”
Camus, Sisifos Efsanesi’nde, insanın dünyayı anlama isteğine
karşılık bulamaması ve sonuç olarak ortaya çıkan absürt duygusunu sorgulamış,
felsefe açısından cevaplanması gereken en önemli sorunun “yaşamın yaşanmaya
değip değmediği” sorunu, yani intihar olduğunu belirtmiştir. Camus’un
felsefesinde intihar, hayatın anlamı sorununu aydınlatmada kilit bir kavram
rolündedir. Camus’a göre intihara neden olan şey absürt duygusudur. Camus’un
“basit kaygı” olarak adlandırdığı bu duygu, insan ile dünya arasında açılan ve
gittikçe büyüyen bir uçurumun yarattığı sarsıcı baş dönmesidir. Birdenbire
hayatın tekdüze akışını sekteye uğratan ve insanı dünyaya yabancılaştıran bu
duygu absürdün uyanışını ifade eder. Camus’un Sisifos Efsanesi’ndeki deyişiyle, “kişi günlük
devinimler zincirinin koptuğu, yüreğin kendisini yeniden düğümleyecek halkayı
bir türlü bulamadığı garip bir tinsel durum içindedir.” Başka bir deyişle,
insan, anlamını kavrayamadığı dünyanın bu akıldışı yoğunluğunu sezinleyerek, kendisine
de dünyaya da yabancı olduğunu fark eder.
Camus okuyucularını düalizmle tanıştırır. Mutluluk ve
keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık. Hayatın çeşitli biçimlerde
geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza
değer vermekte öte yandan da eninde sonun da yok olacağımız gerçeğini de
bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak “absürt ”ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın
anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajik
kısır döngü nasıl aşılır? Camus saçma kavramını burada kurar. Yaşamın
anlamsızlığının bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildi,
yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğini biliyordu fakat yine de bununla
savaştı.
Camus absürt düşüncesini açıklarken:
Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni
rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürtü Sisifos Efsanesi’nde ele alırken bir
metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha
sonra bir şeyler inşa edebileceğim düşüncesiyle “tabular asa” yöntemini
kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin anlamı olmadığını varsayarsak,
dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin
anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.


Yorumlar
Yorum Gönder